Perge Antik Kenti – Antalya

Perge Antik Kenti Nerede?
Perge Antik Kenti Nerede? Perge Antalya’nın Aksu ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Antalya/Perge arası yaklaşık 45 km Serik/Perge arası ise yaklaşık 20 km uzaklıkta bulunmaktadır.
Anadolu’da yaklaşık 2000 kadar Antik Kent bulunurken Perge Antik Kenti bütün Anadolu’nun en düzenli şehir planıyla inşa edilen antik kent olarak bilinmektedir.
Bunun yanı sıra Perge Antik Kentinin mimari yapısının dışında mermer heykeltıraşlığıyla da oldukça ünlüdür.
Farklı bilgiler için BURAYA bakabilir ve Kültür ve Turizm Bakanlığının sitesine gidebilirsiniz.
Perge Antik Kentinin Hellenistik devir şehir kapısının avlusunda 1953 senesinde uygulanan kazılarda ele geçirilen MS 120-121 senesine tarihlenen ve eski bir geleneğe dayanan yazıtlarından kolonizasyonu ile yakından alakalı olan bu yazıtlar 7 tanedir ve Oval Avluyu çeviren duvardaki 2 katlı dişlerden ihtimalle üsttekinin içine yerleştirilmiş heykelin kaidelerine yazılmıştır.
Heykeller günümüze kadar ulaşamamış olduğu durumda Kaideleri epey dayanıklı durumdadır.
Bu yazıtlardan kentin efsanesi kurucuları olarak geçen efsanevi kahramanlar Riksos, Labos, Kalkhas, Makhaon, Lenteus, Mimyas ve Maphos adları okunmaktadır.
Sözü edilen yazıtlardaki ktisleslerin kökeni incelendiğinde ve filojolik incelemelerde gözönünde bulundurduğunda Perge Antik Kenti dahi MÖ 6. Yüzyılda Akha Kolonizasyonu olduğu neticesine varılmaktadır.
Troia savaşlarından sonra bazı Yunanlı kahramanların anne vatana dönüş amacıyla Batı Anadolu kıyılarını izleyerek Güney yolunu seçtikleri bilinmektedir.
Bunlar arasında Kalkhas,leonteus,Amphilokhos,polypoties,ve podaleirios dahi bulunmaktadır. Böylece Perge’nin yedikahraman kurucusundan beşinin troia savaşlarından sonra Güney Anadolu dahi şehirler kurmuş olan şahıslardan olduğu anlaşılmaktadır.
Bununla beraber Akropol’dahi uygulanan incelemeler ışığında tarihöncesi geçmişi Geç Kalkolitik Çağ’a (MÖ V. bin yıl) kadar geriye giden, MÖ III. bin senede Batı Anadolu Erken Tunç Çağı seramik repertuarına tabi artan Perge’nin prehistorik çağlardan beri iskana alındığı belirlenmiştir.
Diğer taraftan 1986 senesinde Hitit İmparatorluğu’nun başktenti Hattuşaş kazılarında tespit edilen tunç levha üstüne Hititçe olarak kazınan çivi yazılı metinlerden kentle alakalı harikulade mühim verilere ulaşılmıştır.
Hitit Kralı IV. Tuthalia (MÖ 1265-1215) ile Vasal Kral Kurunta arasında uygulanan, resmi bir uyuşma metinini içeren bu belgeden Perge’nin Hitit İmparatorluğu Dönemi’nde mühim bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır.
Anılan levhada “Parha kentinin sahip olduğu bölgeyi Kastraja Nehri sınırlar. Ve şayet Hatti Kralı ona alan çizerse ve Parha kenti’ni silah zoru ile egemenliğine alırsa şehir, Tarhuntassa Kralı’na bağlanacaktır.” İfadeleri geçmektedir ki; Parha sözcüğü Perge; Kastraja Nehri şayet Kestros Nehri ile bütünleşmiştir.
Günümüze kadar Perge Antik Kentinde sürdürülen kazılar ve incelemeler bu kentin değişik dönemlerde birbirinden özgür olarak parlayan vakitler geçirdiğini dahi meydana koymuştur.
Bahse mevzu dönemlerden ilki görkemli kuleleriyle temsil edilen Hellenistik Dönem (MÖ III-II. Yüzyıl) Pergesi’dir.
MÖ 333’dahi Büyük İskender’in bölgeyi zaptı esnasında Pergelilerin hiç direnme göstermeden İskender’in kuvvetlerini misafir etmeleri, kenti koruyan surların olmamasına bağlanmaktadır.
Ardılı olan Roma Dönemi’nde şayet “Roma Barışı” olarak bilindik Pax Roma’nın sağladığı uzun soluklu sulh ve varlıklı ortamının nimetlerinden ziyadesiyle yararlanma eden Perge, bugün fazlası ayakta duran antik tiyatro, stat, agora, görkemli anıtsal çeşmeler ve güney hamamı gibi pek çok devlet yapısına sahip olmuştur.
Perge’nin tarih sahnesindeki son altın çağı, yeni devreye damgasına vuran ve Hristiyanlığın etkisiyle ilerleyen dönemdir. MS V. ve VI. Yüzyıllara rastlayan devirde şehir, kilise örgütü içerisinde bir metropolitik merkezi olmuş, kentte görkemli bazilikalar inşa edilmiştir.
Bergama’dan başlayıp Side’dahi sona eren antika yol güzergahında tespit edilen Perge, gelişimini Aksu (Kestros) Çayı’na borçludur.
Günümüzde ulaşıma uygun olmayan çay, eski dönemlerde toprağı verimli kılmasından diğer kente ulaşımı sağlaması bakımından dahi mühim bir rol oynamıştır.
Yunanlı Havari Paulos ve arkadaşlarının Güney Kıbrıs’taki Baf Limanı’ndan yelken açıp Perge’ye ulaştıkları bilinmektedir. Bununda fakat Kestos Çayı vasıtasıyla olabileceğinden şüphe yoktur.
Şehrin Nehir ile olan bu bütünleşmesi Sikkeler, kabartmalar ve Akropolisin güney eteğinde tespit edilen görkemli anıtsal çeşme de bugün dahi görülebilen Nehir Tanrısı Kestros heykelinden dahi anlaşılmaktadır.
Kentin tarihe geçmiş şahsiyetleri arasında; astronomide, geometride ve matematike meşhur “Pergeli Apollonius” ön sırayı alır.
Diğer bir meşhur ad MS II. Yüzyılda yaşamış Filozof Varus’tur. Perge’dahi pekçok tanrının ve tanrıçanın tapım görmesine karşın bunların içerisinde Artemis’in hususi bir yeri vardır.
Kökü çok eskilere dayanan ve evvelce yerli dilde Wanessa-Preiia (Perge Kraliçesi) olarak geçen Artemis, kentin BaşTanrıçasıdır.
Şehirde Artemis Pergia olarak anılan tanrıçanın kültü komşu şehirlerde ve üstelik deniz ekstrem ülkelerde dahi yayılıp tapım görmüştür.
Artemis Tapınağını Antik devir yazarlarnın kentin dışında, yüksekçe bir tepenin üstünde bulunduğunu aktardığı; ululuk, zarafet ve yapı bakımından görkemli olarak nitelendirdikleri Artemis Tapınağı’nın yeri şayet hala bulunamamıştır.
2009 senesinde UNESCO DÜNYA MİRAS GEÇİÇİ LİSTESİ’ne kaydedilen Perge Antik Kenti‘nde 1946 yılından bu yana İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü yönünden sürdülüen kazılar 2012 yılından bu yana TC Kültür ve Turizim Bakanlığı namına Antalya Müzesi Müdürlüğünce gerçekleşmektedir.
Perge Tiyatrosu
Kocabelen Tepesi’nin yamacına yaslanmış olan Perge Antik Tiyatrosu, Greko-Romen tarzında inşa edilmiştir.
Oldukça iyi korunmuş durumdaki Perge Antik Tiyatro salonu auditoriumu yarım daire planlı olup her iki uca doğru uzanmaktadır.
İlk önce Yunan tipinde inşa edilen Perge Antik Tiyatrosu daha sonra Roma İmparatorluğu tipine dönüştürülmüştür.
Diğer tüm antik dönem antik tiyatrolarında olduğu gibi Perge Antik Tiyatrosunda Sahne binası, Orkestra ve oturma sıraları olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.
Sahne binasının yüksek dış cephe duvarı kemerli özel destek duvarlarıyla güçlendirilmiştir.
Roma İmparatorluk stilinde tasarlanmış olan sahne bölümü 52 m uzunluğundadır.



